← Tüm yazılar
· 7 dk okuma süresi

Almanya'da Devralacağınız Şirket Kaç Para Eder?

Almanya'da şirket satın alırken en yaygın değer biçme yöntemleri: çarpan (Multiplikator) yöntemi, EBIT düzeltmesi ve KOBİ'ye özgü iskontolar — adım adım.

Almanya’da devralmaya uygun bir şirket buldunuz. Peki bu şirket kaç para eder, fiyatı neye göre belirlenir? Satıcı bir rakam söyler, danışmanı başka bir rakam savunur, sizin aklınızda üçüncü bir rakam vardır. Türk alıcılarla yaptığım görüşmelerde en sık duyduğum soru bu. İşin adı şirket değerlemesidir ve cevabın merkezinde çoğu zaman tek bir yöntem durur: Multiplikator (çarpan) yöntemi. Bu yazıda çarpan mantığının nasıl çalıştığını, hangi çarpanı ne zaman kullanacağınızı ve — en önemlisi — kitaplarda anlatılan mantığın neden olduğu gibi bir Alman KOBİ’sine uygulanamayacağını anlatıyorum.

Devralmanın bütününe, sürecine ve fırsat penceresine dair tablo için Almanya’da Şirket Satın Almak yazısına bakabilirsiniz. Burada tek bir soruya odaklanıyorum: bu şirket ne eder?

Şirketin değeri nasıl hesaplanır? Çarpan yönteminin mantığı

Mantık sade: bir şirketin değeri, kazancının uygun bir çarpanla çarpılmasıdır. Yıllık faaliyet kârı 1 milyon € olan bir şirkete “6 çarpan” uygunsa, şirketin değeri kabaca 6 milyon €‘dur. Çarpan yöntemini cazip kılan da bu sadeliktir.

Karşısındaki yöntem — gelecekteki nakit akışlarını bugüne indirgeyen iskontolu nakit akışı (DCF) — teorik olarak daha sağlam, ama uygulamada kırılgandır: kapsamlı tahminler gerektirir ve tek bir varsayımı değiştirdiğinizde sonuç ciddi şekilde oynar. Çarpan yöntemi ise pragmatiktir. Bu yüzden pratikte ya DCF sonucunu kontrol etmek için ya da küçük ve orta ölçekli devralmalarda doğrudan bir değerleme yöntemi olarak kullanılır.

Kilit nokta şu: çarpanın kendisi sabit bir sayı değildir. İyi bir analist çarpanı olabildiğince düşük, gerektiği kadar yüksek tutar. Hızlı büyüyen, rekabet baskısı düşük, tekel benzeri konumdaki bir şirket; yavaş büyüyen ve yoğun rekabet altındaki bir benzerinden daha yüksek çarpanı hak eder. Yani çarpan, şirketin kalitesine verilen bir nottur — kazancı çarptığınız rakam, o kazancın ne kadar güvenli ve sürdürülebilir olduğuna dair yargınızdır.

Hangi çarpan: özkaynak çarpanı mı, şirket değeri çarpanı mı?

Burada çoğu alıcının atladığı bir ayrım var ve bu ayrım sizi milyonlarca euro yanıltabilir.

İki tür çarpan vardır. Özkaynak çarpanları (Equity-Multiplikatoren) — en bilineni KGV (Kurs-Gewinn-Verhältnis, fiyat-kazanç oranı) — doğrudan özkaynağın, yani hissenin değerini verir. Şirket değeri çarpanları (Entity-Multiplikatoren) ise — örneğin EV/EBIT — şirketin tamamını, borçluyla alacaklıyla birlikte değerler. Buradaki EBIT (faiz ve vergi öncesi kâr, yani faaliyet kârı) sermaye yapısından bağımsız bir büyüklüktür; EV (Enterprise Value, şirket değeri) ise hem özkaynağı hem net borcu kapsar.

Özel bir Alman KOBİ’sini değerlerken doğru araç genellikle EV/EBIT’tir, çünkü iki farklı borç yapısına sahip şirketi adil biçimde karşılaştırmaya izin verir. Ama bu yöntemin bir tuzağı var: EV/EBIT size şirketin tümünün değerini verir, cebinize girecek değeri değil. Aradaki köprü net finansal borçtur.

İşin işleyişi şöyle (rakamlar örnek olsun diye):

Faaliyet kârı (EBIT): 1.000.000 € Uygun çarpan (EV/EBIT): 6 Şirket değeri (EV): 6.000.000 € Eksi: net finansal borç (Nettofinanzverbindlichkeiten): 1.500.000 € Özkaynak değeri (ödeyeceğiniz fiyat): 4.500.000 €

Aynı şirketin borcu olmasaydı, ödeyeceğiniz 6 milyon € olurdu. Net borcu görmezden gelip “EBIT × çarpan” deyip durmak, Almanya’da bir devralmada en sık yapılan değerleme hatasıdır. Satıcının bilançosundaki net borcu — banka kredileri, leasing yükümlülükleri, eksi nakit — ayıklamadan hiçbir EV/EBIT rakamı anlamlı değildir.

Bir not daha: çarpanın yüksekliğini neyin haklı çıkardığını sorarsanız, en açıklayıcı ölçüt sermaye getirisidir (ROCE, kullanılan sermayenin getirisi). Sermayesinden yüksek getiri üreten bir şirket daha yüksek çarpanı hak eder; getirisi düşükse çarpan da düşmelidir. Çarpan, soyut bir piyasa âdeti değil, getirinin bir yansımasıdır.

EBIT’i düzeltmeden çarpan uygulamak: en pahalı hata

Çarpan, beslediğiniz kazanç kadar dürüsttür. Ve bir Alman KOBİ’sinin resmî mali tablosundaki kâr, neredeyse hiçbir zaman çarpana doğrudan girilecek kâr değildir. Almanca’da bu temizlik işine Jahresabschlussbereinigung (mali tabloların düzeltilmesi/normalleştirilmesi) denir. Üç başlık özellikle önemli:

Sahibin maaşı. Sahip-yönetici çoğu küçük şirkette ya kendine düşük maaş yazar ve kârı şişirir, ya da yüksek maaş çekip kârı bastırır. İkisi de gerçek faaliyet performansını gizler. Çarpan uygulamadan önce, sahibin yerine işe alacağınız bir genel müdüre ödeyeceğiniz piyasa düzeyindeki müdür maaşını (Geschäftsführergehalt) EBIT’e oturtmanız gerekir — buna kalkulatorischer Unternehmerlohn (kalkülatif girişimci ücreti) denir. Bu düzeltme tek başına değeri ciddi biçimde aşağı ya da yukarı çekebilir.

Tek seferlik kalemler (Sondereffekte). Bir defaya mahsus bir dava tazminatı, bir varlık satışından gelen kazanç, pandemi desteği gibi kalemler “normal” kâra karışmamalıdır. Çarpan, sürdürülebilir kazancı arar; arızi kalemleri değil.

Gizli yedekler ve gizli yükler (stille Reserven / stille Lasten). Köklü bir Alman şirketinin bilançosunda yıllar önce alınmış, defter değeri neredeyse sıfıra inmiş ama hâlâ kullanılan bir fabrika ya da bugün çok değerlenmiş bir arsa olabilir — bu gizli bir yedektir. Tersine, eskimiş stok ya da tahsil edilemeyen alacak gizli bir yüktür. Burada özellikle dikkat: operatif şirket satılırken gayrimenkulün satıcıda kaldığı yapıları gözden kaçırmayın — bu “görünmez varlık” tuzağına Asset Deal mi, Share Deal mi? yazısında ayrıca değiniyorum.

Kısacası: çarpanı tartışmadan önce hangi kâr rakamını çarptığınızı netleştirin. Aksi halde doğru yöntemle yanlış sonuca varırsınız.

Bu noktada bir adım geri çekilip kendi devralma senaryonuzu konuşmak isterseniz, iletişim üzerinden bana yazabilirsiniz.

KOBİ uyarlaması: sahip bağımlılığı ve küçük şirket iskontosu

Şimdi en kritik kısım. Çarpan yöntemini anlatan en iyi kaynaklar — Nicolas Schmidlin’in Unternehmensbewertung & Kennzahlenanalyse kitabı dahil — meseleyi halka açık şirket perspektifinden ele alır: borsada işlem gören benzer şirketlerden oluşan bir karşılaştırma grubu, piyasa değeri, analist tahminleri, Bloomberg verisi. Bu çerçeve doğrudur, ama sizin alacağınız şirket için geçerli değildir.

Schleswig-Holstein’da 30 çalışanlı, tek sahipli bir metal işleme atölyesinin ne karşılaştırma grubu vardır, ne piyasa fiyatı, ne analisti. Bu yüzden borsadaki bir benzerinin çarpanını alıp doğrudan bu şirkete yapıştıramazsınız. İki yapısal sebepten ötürü, özel bir KOBİ’nin çarpanı borsadaki büyük benzerinden düşüktür:

Sahip bağımlılığı (Inhaberabhängigkeit). Küçük şirkette çoğu zaman sahip, şirketin kendisidir. En önemli müşteri ilişkileri onun telefonundadır, teknik bilgi onun kafasındadır, tedarikçinin güveni onun adınadır. Sahip gidince bu kazancın bir kısmı da kapıdan çıkar. Yani resmî kâr ile size devredilebilir kâr aynı şey değildir. Devredilemeyen kazanç, çarpanı aşağı çeker. Pratikte bunu şöyle değerlendiririm: müşterilerin yüzde kaçı sahibin kişisel ilişkisine bağlı? İkinci kademe bir yönetim var mı? Sahip iki yıl daha geçiş döneminde kalmaya razı mı? Cevaplar ne kadar zayıfsa, çarpan o kadar düşmelidir.

Küçük şirket iskontosu (Kleinunternehmensabschlag). Küçüklük başlı başına bir risktir. Tek bir büyük müşteriye bağımlılık, dar ürün yelpazesi, sınırlı finansal yastık ve — belki en önemlisi — hissenin likit bir pazarının olmaması. Borsadaki hisseyi yarın satabilirsiniz; bir KOBİ hissesini satmak yıllar alabilir. Bu ek risklerin tamamı, aynı EBIT için daha düşük bir çarpan olarak fiyata yansır.

Bu iki iskontoyu mantığa bağlayalım: aynı 1 milyon € faaliyet kârı, kim ürettiğine göre farklı eder. Borsadaki kurumsallaşmış bir şirkette bu kâr daha güvenli ve devredilebilirdir; tek sahibe bağlı bir atölyede daha riskli ve daha az devredilebilirdir. Çarpan tam da bu farkı fiyatlamak için vardır.

Peki gerçek çarpan rakamını nereden bulursunuz? Almanya’da işlem çarpanlarını yayımlayan kaynaklar (örneğin FINANCE-Multiples gibi sektörel çarpan tabloları) bir yön verir — ama bunlar genellikle daha büyük şirketlerin verisidir. Küçük, sahibe bağlı bir şirkette bu tabloların alt sınırından başlayıp yukarıdaki iki iskontoyu uygulamak daha gerçekçidir. Sektöre, kaliteye ve büyüklüğe göre değişmeyen tek bir “doğru çarpan” yoktur; olduğunu iddia eden satıcıya temkinli yaklaşın.

Çarpan tek başına yeterli mi? Çapraz kontrol ve taban değer

Hayır. Tek bir çarpan, tek başına, yanıltıcı olabilir. Sağlam değerlemenin iki kuralı var.

Birincisi: farklı yöntemleri çaprazlayın. Bir EV/EBIT değerlemesi yaptıysanız, sonucu bir DCF ile ve mümkünse bir özkaynak çarpanıyla karşılaştırın. Aralarındaki ilişkiler matematikseldir — örneğin adil KGV, kabaca fiyat-defter değeri oranının özkaynak getirisine bölümüdür. Ama bu formülleri birbirinden çarpan türetmek için değil, sonuçları karşılıklı kontrol etmek için kullanın. Bir şirketin adil KGV’si ile adil KBV’si matematiksel olarak birbirini tam tutmayabilir; bu normaldir. Önemli olan, ayrı ayrı vardığınız rakamların birbirine yakın bir aralıkta buluşmasıdır.

İkincisi: taban değeri bilin. Çarpan yöntemi, şirketin faaliyetine devam edeceği varsayımıyla bir “işleyen değer” verir. Bunun altında bir taban vardır: tasfiye değeri (Liquidationswert) — şirket bugün kapatılıp tüm varlıkları satılsa ele ne geçerdi? Burada gayrimaddi varlıkları (patent, yazılım, lisans, şerefiye) ihtiyatlı biçimde sıfırlamak gerekir, çünkü çoğu zaman ayrı satılamaz. Tasfiye değeri size pazarlığın zeminini verir: zorda kalmış bir satıcı, ele aldığında zayıf konumdadır ve genellikle düşük fiyata razı olur. İşleyen değer tavanınız, tasfiye değeri tabanınızdır; pazarlık bu ikisinin arasında geçer.

Sık sorulan sorular

Almanya’da şirket değerlemesi nasıl yapılır? Pratikte iki yöntem hâkimdir: gelecekteki nakit akışlarını bugüne indirgeyen DCF ve kazancı uygun bir çarpanla çarpan Multiplikator yöntemi. Küçük ve orta ölçekli devralmalarda çoğunlukla çarpan yöntemi öne çıkar; sağlam bir değerleme ikisini birbiriyle kontrol eder.

Şirket değerlemesinde çarpan kaç olur? Sabit bir rakam yoktur. Çarpan; sektöre, büyümeye, sermaye getirisine ve şirketin büyüklüğüne göre değişir. Borsadaki büyük şirketlerin çarpanları, sahibe bağlı küçük bir KOBİ için fazla yüksektir — sahip bağımlılığı ve küçük şirket iskontosu çarpanı aşağı çeker.

EBIT çarpanı mı, kâr çarpanı (KGV) mı kullanmalıyım? EV/EBIT çoğu özel devralmada daha uygundur, çünkü sermaye yapısından bağımsızdır ve farklı borç yapılarına sahip şirketleri karşılaştırılabilir kılar. Ancak EV/EBIT şirketin tümünün değerini verir; ödeyeceğiniz fiyata ulaşmak için net finansal borcu düşmeniz gerekir.

Satıcının söylediği fiyat neden bu kadar yüksek? Çoğu zaman düzeltilmemiş kâr (sahibin maaşı eklenmemiş, tek seferlik kalemler ayıklanmamış) üzerinden ve borsadaki büyük şirketlerin çarpanıyla hesaplandığı için. EBIT’i normalleştirip KOBİ iskontolarını uyguladığınızda tablo genellikle değişir.


Çarpan yöntemi bir hesap makinesinden ibaret değildir; hangi kârı, hangi çarpanla, hangi iskontoları uygulayarak çarptığınıza dair bir dizi yargıdır. Bu yargıların her birinde küçük bir hata, fiyatta büyük bir farka dönüşür. Almanya’da somut bir şirketi değerlendiriyorsanız ve sayıların arkasındaki varsayımları birlikte gözden geçirmek isterseniz, iletişim üzerinden ulaşabilirsiniz.